Hoşgeldin, Ziyaretci! [ Üye Ol | GirişRSS Feed

YAKIN TEMAS – 3-

| belek escort bayan, kemer escort bayan | 17 Mayıs 2013

escort bayan

YAKIN TEMAS – 3-

çenelerin arkasından o eski serüvenin küçük ayrıntılarını bir bir
sıralamaya başladı: Bir gece, bir sabah, bir yürüyüş, bir araba
gezisi, bir mutfak, bir klüp, bir dans. bir sosisli sandviç, bir pirzo-
la. bir hafif içki. bir sert içki, bir göz yaşı. bir kavga, bir öpücük,
bir yer, bir yatak. Doyle artık kelimeleri yaya yaya, büyük bir
güçlükle konuşuyordu ama yanıbaşında oturan Hazel için bun-
lar tatlı birer melodiydi .
Doyle. «Sevdiğim tek kadın sendin.» diye mırıldandı, «ama
gerçeği şu dakikaya kadar anlayamamıştım.»
«Şimdi anladın mı bari?»
Doyle yalvardı: «Seni tekrar görmek istiyorum, seni hep
görmek istiyorum.»
Hazel ani bir kararla uzandı, dudaklarını erkeğlnkilere değ-
dirdi. «Göreceksin.» dedi. Sonra geri çekildi. Kesin kararını ver-
mişti. «Üstüme daha rahat bir şey giyeyim. Hemen döneceğim,
sevgilim. Sen yerinden kıpırdama.»
Hazel, heyecan içinde yatak odasının merdivenlerini çıktı.
Odasına girer girmez soyundu, kokular süründü, kızıl saçlarını
güzelce fırçaladı ve en şeffaf en kısa pembe geceliğini giydi.
Üzerine pembe sabahlığını aldı. Ve hiç vakit kaybetmeden yatak
odasından çıktı.
Vaktiyle genç bir budala olmuştu. Şimdi ise yaşlı bir buda-
la olacaktı. Ama birşey olacaktı ya. işte asıl önemli olan buydu.
Genç kadın ağır ağır merdivenlerden indi. gürültü yapma-
dan kanapeye yaklaştı.
Karanlığın içinde, «Jay, sevgilim.» diye fısıldadı.
Hiç cevap yoktu. O dev yığın kıpırdamadı bile.
Hazel, kanapeye biraz daha sokuldu, biraz daha. Derken
birdenbire çalışmaya başlayan bir makineli tüfeğin sesini andı-
ran gümbürtüyle olduğu yerde kalakaldı. Doyle’nin horultusu ge-
cenin sessizliğini bozmuştu. Hazel, korkusunu yenmeye çalışa-
rak Doyle’ye yaklaştı. Adamın başı bir yana kaymıştı. Gözleri
sımsıkı kapalıydı. Burnundan soluk alırken horluyor, ağzından
soluk verirken de tıslıyordu.
Hazel. erkeğin önünde duran tepsiye şaşkın şaşkın baktı.
İçki bardaklarında bir damla içki kalmamıştı. Çerez tabağı da
silinmiş süprülmüştü. Geriye ne bir damla ne de bir tek kırıntı
kalmıştı. Kalan tek şey kanapedeki harabeydi.
Genç kadın kanapenin yanında bir süre durdu. Artık ne ka-
dar kaldığını kendisi de bilmiyordu, ağlamak mı yoksa gülmek
mi gerektiğini de kestirememişti.
Mncıl nlmııc rin knlhini cıı irıron/> ot wır*ır»ırv/ı LrınfırmıetıOAma genç kadını sonunda duygulandıran nedenin aşk olmadığı
kesindi. Acıma duygusuydu. Doyle’nin birine ihtiyacı vardı, hem
de çok ihtiyaç”? vardı. Acımaydı bu. Aşktan daha derin daha bağ-
layıcı bir duyguydu.
HazeJ, becerikli parmaklarla erkeğin kravatını çıkardı, göm-
leğinin bir düğmesini daha çözdü, kemerini çıkardı. Pabuçlarını
ayaklarından çekti. Erkeğin arkasına yastık koydu, daha rahat
uyumasını sağlamaya çalıştı. Hizmetçi odasından bir battniye ge-
tirip Doyle’nin üzerine örttü. Sonr da bir not yazıp sehpanın üze-
rine bıraktı. Çalar saati kurdu, sehpanın üzerine bıraktığı yazılı
kâğıdın yanına koydu.
Son bir kez daha Doyle’ye baktı. Şişko bebecik, zavallı sev-
gili. Sonro eğildi, yavaşça alnından öptü ve yukarıya kendi oda-
sına çıktı.
Uyumak kolay olmadı.
Yatağına yatmıştı ama zihni dopdoluydu.
Bu yeniden biraraya gelmenin tehlikeli olduğunu biliyordu.
Doyle’yi bu gece eve almakla kurulmuş düzenini mahvedebilirdi.
Hiç hesapta yokken sokak kapısının kilidinde bir anahtar dönse,
Hazel herşeyi, güvendiği, sahip olduğu herşeyi mahvedebilirdi.
Bu tehlikeyi göze almak çılgınlıktı. Ama gene de göze al-
mıştı işte. Belki de bu boşa gitmeyecek bir çılgınlıktı. Eğer Doy-
le gerçekten Hazel’e muhtaçsa, Teksas Kitap Deposunda tetik
çeken parmağın izini bulmak uğruna Hazel’in peşine düşmemiş-
se, bu kumarı oynamaya değerdi. Eğer Doyle onu gerçekten se-
viyorsa, Hazel de sırf Doyle’yi görebilmek, onunla birarada ola-
bilmek ve gelecek için kesin bir karara varabilmek uğruna bu
akşamkinden çok daha büyük tehlikeleri seve seve göze alacaktı.
Bu zirve konferansı belki de onun özel dünyasında önemli
bir başlangıç olacaktı.
Kendisinin de Doyle’nin de biraz zamana ihtiyacı vardı.
Eğer şu sokak kapısının kilidinde bir anahtar dönmezse zaman
bulabilirlerdi.
Hazel birden ürperdi. Yorganını biraz daha yukarı çekti. So-
nunda bir parça rahatlamıştı. Herkesin tehlikeleri göze almak
zorunda olduğunu düşündü. O gün yazdığı yazının bir bölümün-
de Napolyon’un Gizli Polis şefinin ‘Hava, hançerlerle dolu’ de-
diğini belirtmişti.
Hazel, yatağının içinde döndü. Başını yastığına iyice göm-
dü. havadaki hançerlerden saklanıyor, gelecek için güzel hayal-
ler kurmaya çalışıyordu.

Page 2 of 2 1 2